AKUT ÖN ÜVELİT

Tanımı:
İrisin iltihabı.

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
• HLA B27 ile ilgili hastalıklar
• Enflamatuvar barsak hastalıkları
• Post-viral
• Sarkoidoz
• Travma sonrası
• Ameliyat sonrası
• Idyopatik

Belirtileri:
• Gözde derin ağrı
• Bulanık görme
• Fotofobi
• Kırmızı göz
• Kornea çevresinde hiperemi (korneanın etrafındaki damarlarda genişleme)
• Ön kamaranın bulanık görünmesi (bulanık ve hücrelere bağlı), hipopyon olabilir (alyuvarların kümelenmesi)
• Korneada birikintiler, pupilla küçük ve düzensiz olabilir, sekonder glokom gelişmişse göz palpasyonla sert olabilir.

Tedavi:
Steroidlerle tedavi için derhal bir göz kliniğine sevki gerekir.

ARKA ÜVELİT

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
• Toksoplazmosis
• Sarkoidoz
• Pars planit
• Viral
• Candida
• Toxocariasis

Belirtileri:
• Uçuşan sinekler
• Bulanık görme
• Bazen fotofobi
• Vitreusta opasitler
• Retinada eksüdalar veya infiltratlar
• Retinal vaskülit
• Optik sinirde ödem
• Retinada daha önceki enflamasyon epizodlarından nedbeler ve pigmentasyon alanları

Tedavi:
Tetkik için derhal bir göz kliniğine sevk edilmesi ve tetkik bulgularına göre tedavi edilmelidir.

ASTİGMATİZMA

Genellikle doğuştandır. Bununla birlikte, cerrahi girişimlerle saydam tabakanın kesilmesine, saydam

tabakada iltihaplanma ya da travmaya bağlı olarak da çıkabilir. Olguların en azından %90'ında astigmatlığın

düzeltilmesi kolay değildir. Saydam tabaka eğriliğinde ağır bir bozukluk yoksa, kişi kırılma kusurunun

farkında olmayabilir. Çünkü refleks olarak görüntüyü iki dikey düzlemden birinin üstünde uyum yaparak birleştirir.

Bu nedenle, astigmatlıkta genellikle iki odak uzaklığı arasında uyum sağlamak için sürekli değişen odaklanmaya

bağlı yakınmalar ortaya çıkar. Hasta bu yorgunluk nedeniyle, baş ağrısı, göz kürelerinde ağrı, gözlerde ağırlık

hissi ve yanmadan yakınır. Göz akları kızarmıştır. Bu yakınmalar örneğin, film izlerken artar. Gözleri sağlıklı

kişilerde, saydam tabaka bir küre dilimi şeklinde ve eğriliği her yöne doğru aynıdır. Bu sayede ışınlar bütün

doğrultularda aynı oranda kırılarak odak noktasına yönelir. Saydam tabakanın eğriliği tüm yönlere eşit biçimde

dağılmıyorsa ve özellikle birbirini dik açıyla kesen doğrultular arasında eğrilik farkı varsa,ışınlar merceği

geçerken farklı oranda kırılırlar. Astigmatizmayı, nokta şeklinde bir cismin görüntüsünün birbirine dik iki ayrı

düzlemde olması diye tanımlayabiliriz.

BLEFAROSPAZM

Tanımı:
Göz kapağının istemsiz kasılmasıdır. Genellikle gözde ağrıya yanıt olarak gelişir. Gözü fiilen kör bırakabilir

(aşırı göz kırpma nedeniyle görme olamaz).

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
• Genellikle gözde ağrıya yanıt olarak gelişir.
• Nöroleptik ilaç kullanımı
• Parlama hastalığı
• İlerleyici supranükleer (beyin içinde belli merkezlerde) felç

Belirtileri:
• Aşırı sıklıkta göz kırpıştırma vardır.
• Genellikle tek taraflı başlar, iki taraflı hale gelebilir.
• Hastalar iyileşmek veya azaltmak için göz kapaklarını çekme veya dokunma gibi çeşitli yaklaşımlar gelişebilir.

Tedavi:
Tedavisi yoktur. İlaçlara cerrahi değişkendir. Yararlı olan ilaçların etkisi zaman içinde azalabilir.
1. Antikolinerjiklerden fayda görülebilir. (örneğin, Benzhexol)
2. Dopamin aganistleri veya antogonistleri denenebilir.
3. Botulinum toksini: Çok düşük dozda göz kapağı kasının içine doktor tarafından enjekte edilir. Üç ay

aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.

BiYONİK GÖZ

Silikon bilgisayar ciplerinin ufaltılmış bir modelinin göz içine yerleştirilmesi ve görme siniri ile irtibatlandırılmasıyla

ışığı dahi fark edemeyen bazı hastalar ışığın geliş yönünü ve silüet halinde cisimleri algılayabilmişlerdir.

Biyonik göz, görmesi ileri derecede bozuk hastalar için bir umut kaynağı olmuştur.

 

DİABETİK RETİNA HASTALIĞI

Diabet vücutta glikoz metobolizmasının bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Glikozu vücut

tarafından kullanılabilir hale getirmeye yarayan insulin hormonu, pankreasta bulunan beta hücrelerinin

tahribatı sonucunda daha az salgılanmaya başlar. İnsülinin hücrelerce kullanımı bozulduğundan kanda dolaşan

glikoz hücrelerce kullanılamaz duruma gelir. Hücreler glikoz emilimini yapamaz ve kanda glikoz seviyesi yükselir.

Bunun sonucunda; vücut damarlarında bozukluklar başlar. Başta göz, böbrekler, kalp ve damar sistemi olmak

üzere organda hasarlar gelişebilir. İki tip diabet vardır: İnsüline bağımlı (tip 1) ve insüline bağımlı olmayan (tip 2).

Her iki tip diabette de hasar, kan glikoz seviyelerinin kontrolüne ve diabetin süresine bağlıdır.

Diabette Göz DİABETTE GÖZ

Diabette gözde katarakt, glokom ve en önemlisi diabetik retina hastalığına sebep olarak görme azalmasına

yol açabilir. Diabetlerde görme kaybı gelişme ihtimali normalden 25 kez daha fazladır. 20-65 yaş arasındaki

görme kaybının en sık sebeplerinden biri olarak ortaya çıkar. Diabetik hastalarda göz hasarı gelişme ihtimali

10 yıllık diabetiklerde %20, 30 yıllık diabetiklerde %80 civarındadır. Fakat hastalığın teşhis ve tedavisindeki

gelişmeler sayesinde, zamanında yapılan girişimlerle görmeyi ciddi şekilde etkileyen hasarlara günümüzde

daha düşük oranlarda rastlanmaktadır.

DİABETİK RETİNA

Gözün içindeki retina denilen sinir tabakasının damarlarını tutan bir bozukluktur. Damarlarda tıkanmalar

ve sızıntılar oluşarak retina tabakasının beslenmesi ve yapısı bozulmaya başlar.

Üç aşamada sınıflandırılır.
• Başlangıç dönemi
• Proliferasyon (yeni damar oluşumları)
• İleri diabetik göz hastalığı

DİABETİK RETİNA BAŞLANGIÇ DÖNEMİ

Yapısı bozulmaya başlayan retina damarlarının bir kısmı yer yer daralmalar gösterirken, bir kısmı da

genişleyip baloncuklar (mikroanevrizma) oluştururlar. Bu bozulmuş damarlardan kan ve sıvı sızmaya

başlar. Böylece retinada ödem ve eksuda denilen birikintiler oluşur. Bu dönemde görme genellikle

etkilenmemiştir, fakat görmeyi engelleyecek olayların öncüsü olarak kabul edilir. Bazı durumlarda sızıntılar

makülada (gözün detay görme merkezi) toplanarak özellikle yakın görmeyi bozabilir. bu durum maküla

ödemi olarak adlandırılır. 15 yıllık diabetiklerin %80'inde başlangıç dönem hastalarına rastlanır.

DİYABETİK RETİNA PROLİFERASYON DÖNEMİ

İyice daralıp tıkanan damarların besleyemediği sahalar oksijen ve kansız kaldığı için bozulmaya başlar.

Bu sahalarda yelpaze şeklinde yani damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve fibrotik zar oluşumları

fibröz proliferasyon) ortaya çıkar. Yani damarların kenarları çok incedir, kolay kanayabilirler. Fibrotik zar

ise maküla üstünü örterek veya çekintiler yaparak görmeyi bozablir. Görme kanamalarının ve çekintilerin

makülayı etkilediği oranda azalır. Diabetiklerin %20'sinde proliferasyon dönemi belirtileri izlenir.

EPİSKLERİT

Tanımı:
Skleranın reaksiyonel.

Belirtileri:
Gözdeki rahatsızlık değişken olabilir, ağrısız olabilir veya künt bir ağrı olabilir. Nüks eden kırmızı göz olabilir.

Yama tarzında kızarıklık, bir nodül görünümü olabilir, genişlemiş episkleral damarlar konjonktiva altında

ışınsal olarak uzanırlar, görme normaldir.

Tedavi:
Hafif episklerit kendiliğinden geçebilir, fakat tekrar edebilir. Topikal non-steroidal anti-enflamatuvar

(günde 4 kez diklofenak sodyum) tedavi ediniz.

EGZOFTALMİ

Gözyuvarlarından birinin veya her ikisinin anormal biçimde dışa doğru çıkık olduğu bir durum.
Excimer Laser
Excimer Laser yüksek enerjili ultraviyole ışınları yayan bir laser cihazıdır. Bu ışınlar gözün en önündeki

saat camına benzeyen şeffaf kornea tabakasına temas edince, buradaki kornea moleküllerini birbirine

bağlayan kimyasal bağları koparır ve böylece korneanın yüzeyindeki o kısım yok olur. Bu olay fotokimyasal

bir işlem olduğundan gözün hiçbir dokusuna zarar vermez, hatta etkisi gözün iç kısımlarına bile girmez;

çünkü gözyaşına veya herhangi bir sıvıya rastladığı anda tüm etkisini kaybeder.

 

FOTOREFRAKTİF KERATOTOMİ

Excimer laser ışınları yardımıyla, kornea merkezi doku ablasyonu yapılarak düzleştirilir. Kornea epitel

katı mekanik yöntemlerle uzaklaştırılır ve fotokerotoktomi yapılır. 6 diyoptriye kadar miyopi tedavi

edilebilir. Astigmatizma da miyopi ile birlikte veya tek başına, excimer laser ile tedavi edilebilir. Hastanın

gözleri operasyondan sonra kapatılır. Epitel dokusu oluşuncaya kadar (maksimum 48 saat) hasta ağrı duyar.

GÖZDE AKINTI

Şikayet: Gözleriniz berrak veya sarı bir sıvı üretiyor; gözleriniz şiş, kaşıntılı ve kızarık. Uyandığınızda

çapakla birbirine yapışmış da olabilirler.
Nedenleri:
Alerji: Alerjiniz olan havadaki bir madde nedeniyle gözleriniz yaşla dolu, kırmızı, şiş ve kaşınıyor.

Polen, toz, döküm parçası, hayvan kılı, tüyü ya da deri parçaları, klorlu su, makyaj malzemesi veya

lensler gözlerinizde alerjik tepkiye yol açabilir. Bu reaksiyondan kaçınmanın en etkili yolu, size dokunan

alerjik maddeden uzak durmaktır; bunu yapamıyorsanız, kendi kendine tedavi yöntemlerini deneyin.
Bell felci: Yüzünüzün bir tarafındaki kaslar sarktı, o tarafta güçsüzlük ve salya söz konusu ve muhtemelen

kulağınız ağrıyor, tat duygunuz değişti ve sese karşı duyarlılığınız arttı. Bell felci yüz sinirlerinin iltihaplanmasının

sonucudur, ancak esas nedeni bilinmemektedir.
Arpacık: Göz kapağınızın üstünde veya altında küçük, kırmızı ve ağrı veren bir şişlik var. Gözünüzün

üstünde bir şey var duygusuna kapılıyorsunuz; aşırı göz yaşı akıyor. Arpacığın nedeni kirpik bezinde

bakteri yel enfeksiyondur. Şişi sıkmak enfeksiyonu yayabilir ve başka arpacıkların çıkmasına yol açabilir.
Önleme Gözünüz enfeksiyon kaptığında elleriniz sık sık yıkayın ve başkasının havlusunu kullanmayın.

Böylece enfeksiyonun başkalarına geçmesini önlemiş olursunuz. Başkalarıyla makyaj malzemesi, göz damlası

veya lens paylaşmayın. Lensleriniz dikkatle temizleyin ve eskiyince yenisiyle değiştirin.

GLOKOM (GÖZ TANSİYONU)

Tanımı:
Görme yetisini kaybettirebilen bu rahatsızlığın halk arasındaki adı göz tansiyonudur. Göz içi basıncının

normal değeri 10-20 mmHg kadardır. Göz tansiyonunun yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkan görüş bozukluğu

ya da görme duyusunda azalmayı kişi fark ettiğinde görme duyusu niteliğini %90 kaybetmiş demektir.

Göz içi basıncının yükselmesi sonucunda gözden aldığı görüntüyü beyne ulaştırma görevini üstlenen görme

siniri ve görme sinirindeki tahribat zamanında kontrol altına alınmazsa, görme alanı kaybı ve görme azalması ortaya çıkar.

Belirtileri:
En sık rastlanan açık açılı glokom en az belirti veren glokom türüdür. Görmede belirgin azalma ve ağrı

hissedilmediğinden bu glokom çok geç fark edilir.

Sabahları belirginleşen baş ağrısı; geceleri ışık etrafında ışıklı halkalar görme kapalı açılı glokom tipinin

belirtileridir. Bu nedenle, hastalığın erken teşhis edilmesi ancak 45 yaşın üstünde olan kişilerin bir göz

uzmanı tarafından yapılan rutin göz muayenesi taraması ile mümkündür.

GLOKOM TEDAVİSİNDE YENİLİKLER

"Glokom tedavisinde son yıllarda geliştirilen ilaçlar ve yeni cerrahi yöntemlerle yüz güldürücü sonuçlar

bildirilmektedir." Viskokanalostomi Prof Stegman tarafından tanımlanan ve popülaritesi gittikçe artan

bir cerrahi yöntemdir.

Yeni geliştirilen glokom damlaları bu olgularda göz içi basıncındaki artışlara karsı koruyucu ve glokomlu

gözde hasarı azaltıcı alternatiflerdir.

GÖZ TÜMÖRLERİ

Çocuklarda gözbebeğinde beyazlık olduğunda, gözün renkli kısmında renk değişikliği geliştiğinde ve

sebepsiz yere görmenin azaldığı durumlarda göz tümörleri yönünden inceleme yapılmalıdır. Göz kapaklarında

büyüme gösteren kitlelerden gerekirse biyopsi alınmalıdır. Göz tümörlerinin tipine, yerleşim yerine ve

hastanın yasına göre, lazer tedavisi, kriyoterapi, radyoterapi ve cerrahi tedavi gerekebilir.

GÖZ YARALANMALARI

Kesici, delici, veya künt travmalar yanında kimyasal maddeler ve göze yabancı cisim kaçmasıyla da gelişebilir.

Acil müdahale gerektiren durumlardır. Kimyasal maddelerle (örneğin sönmemiş kireç, çamasır suyu)

yaralanmalarda göz bol serum fizyolojik sıvıyla yıkanmalıdır ve acilen bir göz hekimine başvurulmalıdır.

Göz kapağı yaralanmalarında gözyaşını boşaltan damarlarda kesilme olabilir, bu durumda kesilen kanal

uc-uca dikilerek onarılmalıdır. Aksi takdirde gözde kalıcı sulanma oluşabilir.

GÖZ KAPAĞI HASTALIKLARI

Göz kapağının sekil bozuklukları estetik yönden bir kaygı oluşturuyorsa veya görmeyi tehdit edici bir

durum oluşturuyorsa cerrahi olarak düzeltilmelidir. (PTOSİZ)

GÖZDİBİ ANJİOSU (FFA)

Fundus Flourescin Anjiografisi (FFA) denilen gözdibi anjiosu da son derece kolay bir muayene yöntemidir.

Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Kol damarlarından floresan bir boya maddesi verilerek boyanın göz

içi damarlarında dolaşımı gözlenir ve fotoğrafları çekilir. Böylelikle damarlardan sızıntılar, kanamalar, birikintiler,

beslenmeyen sahalar, yeni damarlar, zar oluşumları ve diğer hasarlar tesbit edilir. Bu sayede tedavi edilecek

sahalar belirlenmiş olur. Göz dibi anjiosunun diabetik retina hastalığı başlamamışlarda kontrol amacıyla yılda

bir kez, retina hastalığı belirtileri başlamış olanlarda, 6 ayda bir yapılması tavsiye edilmektedir.

HİFEMA

Tanımı:
Göz içinde seviye veren kanama.

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri :
• Künt travma
• Göze direk darbe, örneğin, sıkılmış yumruk yeme, tenis topu darbesi.

Belirtileri:
• Hafif ve orta derecede görme bozukluğu veya bulanık görme
• Fotofobi (ışığa karşı hassasiyet) sulanma
• Kırmızı göz
• Altta seviye yapan ön kamarada kan

Tedavi:
Gözün arka bölümlerinde yırtılma olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli, bir göz kliniğine sevk ediniz.

HİPERMETROP

Sağlıklı göz değişik uzaklıktaki görüntüleri odaklamak için merceğin biçimini değiştirir. Daha yakın bir

noktaya bakarken merceğin kalınlığı artar, uzağa bakıldığında ise azalır. Bir merceğin eğriliği ne kadar fazla

ise ışığı o kadar fazla kırar ve odak uzaklığı kısalır.

Sağlıklı bir gözde sonsuzdaki bir nokta, merceğin eğriliği en azken ağtabaka üzerine odaklanır. Hipermetrop

gözde ise, merceğin aynı noktayı odaklayabilmek için eğriliğinin artması gerekir.

Merceğin eğriliğini, kirpiksi kasın kasılması düzenler. Halka biçimindeki bu kas, iris kökü ile mercek arasında

bulunur. Hipermetroplukta göz küresinin ön-arka çapı normalden kısadır. Bu nedenle, mercekte kırılan ışınlar,

ağ tabakanın üstü yerine arkasındaki bir noktada birleşirler. Işınların ağtabakası üzerine düşmesi için mercek

eğriliğinin artması gerekir. Ancak mercek belirli bir sınırın ötesinde eğriliğini arttıramadığı için, hipermetrop

göz yakın nesneleri odaklayamaz. Bu nedenle, hipermetroplar gazeteyi uzakta tutarak okurlar. Ayrıca göz

küresinin ön-arka çapı kısa olduğundan, mercek uzak nesneler için eğriliği arttırır.

Sonuçta kirpiksi kasın, hiçbir zaman tam gevşeyemediğinden, göz baş ağrısına neden olur. Hipermetropluk,

çocukta içe dönük şaşılığa yol açabilir. Gecikmeden müdahale edilirse, uygun camların kullanımıyla bu

şaşılık çocuklukta düzeltilebilir.

İLERİ DİABETİK GÖZ HASTALIĞI

Gözün içini dolduran vitreus denilen yapının hareketleri veya büzülmesi, yeni damar ve fibrotik zar

oluşumlarını çekmeye başlar. Zaten ince olan damarlar kanama yapar ve göz içini doldurur (vitre içi kanama).

Çekilen fibrotik zarlar da retina dokusunun yırtılmasına ve hasarına neden olurlar (traksiyonlu retina dekolmanı).

Ayrıca yeni damarlar göz sıvısının dışarı aktığı yolları etkileyerek göz tansiyonunu yükseltebilirler (neovasküler glokom).

KONJONKTİVİTLER

Allerjik, mikrobik, kimyasal konjonktivitler olabilir. Gözde akıntı, sulanma, kasıntı, yabancı cisim hissi ve yanma

tarzı şikayetler olabilir. Tedavisi göz damlalarıyladır, ağır durumlarda sistemik tedavi gerekebilir.

KATARAKT CERRAHİSİNDE YENİLİKLER

Son yıllarda fakoemulsifikasyon yöntemi ile katarakt cerrahisinde yeni bir çağ açılmıştır. Bu teknik halkımız

arasında lazerli, dikişsiz katarakt ameliyatı olarak bilinse de aslında kullanılan cihazın lazerle hiçbir ilişkisi yoktur.

Bu yöntem, küçük bir kesi yerinden ultrasonik ses dalgaları kullanılarak kataraktın parçalanması, parçaların

özel iğnelerle emilerek dışarı alınması ve katlanabilen silikon veya akrilikten yapılmış bir merceğin bu küçük kesi

yerinden göz içine yerleştirilmesi olarak özetlenebilir. Bu yöntem kullanıldığında dikiş atılmasına gerek olmayabilir

ancak bazı olgularda yara yerinin kapatılması için tek bir dikiş gerekebilir. Halkımızca ifade edilen lazerli katarakt

ameliyatı terimi yanlış bir ifade tarzıdır.

LASİK NEDİR?
LASİK (Laser in situ Keratomileusis) yönteminde ise önce gözün ön bölümündeki kornea tabakası ileri teknoloji

ürünü otomatik kesici (mikrokeratom) çeşidi olan Hansatom ile ortalama 160 mikron kalınlığında bir bölüm korneadan

ayrılmadan, ince bir yaprak halinde kaldırılır ve orta tabakaya excimer laser uygulandıktan sonra ince kapak tekrar

eski yerine kapatılır.

LASER AMELİYATA KARAR VERİRKEN

• Excimer lazer cerrahisi sonrası refraksiyon kusuru eksik veya fazla düzeltilebilir (yani tedaviye rağmen tekrar gözlük

kullanmak gerekebilir).
• Gözde kamaşma hissi, saydam tabakada bulanıklaşma, uzun süreli göz damlası kullanma gereği ortaya çıkabilir.
• Uzun süreli steroidli göz damlalarının kullanılması neticesinde bu olgularda göz tansiyonunda yükselme (glokom)

gelişebilir.
• Altta seviye yapan ön kamarada kan
• LASIK uygulaması esnasında kaldırılan parçanın kopması sonrasında göz naklini gerektiren sonuçlar doğabilir.
• Görmesi tam olarak düzeltilen olgularda 45 yasından sonra yakın gözlüğüne ihtiyaç doğar. Bunlar tabi ki kesinlik

kazanmış hususlar değil sadece olabileceği varsayılmıştır.

LASER FOTOKOGULASYONU

Göz içinde kullanılan laserlerde, kuvvetli bir elektrik akımı, argo ya da kripton gazlarından geçer ve enerji oluşur.

Laser bu enerjiyi dar ve düzgün bir ışık demeti şeklinde yönlendirir. Bu demet göz içine mikroskop ve mercekler ile

odaklanır ve sonuçta bu enerji, diabetik göz hastalığında retina tabakasındaki bozuklukları ve hastalıkları düzeltmek

amacıyla kullanılır. Laser tedavisi ağrısız bir işlemdir. Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Göze bir muayene merceği

takılır. Laser yapılırken, hastanın tek hissettiği mavi-yeşil renkte flaşlardır (ışık parlamaları). Diabette retinaya laser 2

şekilde uygulanır. Sadece lokal bir hasar veya ödem varsa, yalnız o bölgeye laser uygulaması yapılır. Diabetik hasar

sadece bir sahaysa sınırşı değilse, maküla bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca laser uygulanır. Bu işlem

panretinal laser fotokoagülasyon olarak adlandırırlır ve proliferasyon safhasındaki diabetik retina hastalıklarında uygulanır.

MİYOPİ

Gözün belirli bir uzaklığın ötesindeki nesneleri odaklayamamasına miyopluk denir.

Hipermetrop gözde, göz küresinin ön-arka çapı normalden kısa olduğu ve mercek eğriliğini (kırma gücünü) belirli bir

sınırın ötesinde arttıramadığı için nesneleri odaklayamaz.

Miyop gözde bunun tam tersi bir durum ortaya çıkar. Genellikle göz küresinin ön-arka çapı normalden uzundur ve

mercek, belirli bir sınırın ötesinde eğriliğini azaltamaz.

Miyopluk kalıtsal ancak çekinik bir göz bozukluğudur. Bu nedenle, miyop anne babaların çocuklarında her zaman ortaya

çıkmayabilir. Ancak ana babanın her ikisi de miyopsa, doğal olarak çocukların da miyop olma olasılığı yüksektir. Miyopluk

belirtileri genellikle altı yaşına doğru kendini gösterir. Çocuk küçük yazıları rahat okur ama tahtaya yazılanları okuyamaz.

Uzağı görmenin gerekli olduğu oyunlardan kaçınır ve arkadaşlarından ayrı durmayı yeğler. Altı yaşına doğru başlayan

miyopluk, büyüme dönemi boyunca ilerlemeyi sürdürür ve vücut gelişimiyle birlikte durur. Göz küresinin ön-arka çapı normalden

daha uzundur. Bu miyopluk türü, gözlükle düzeltilebilir ve genellikle başka bir soruna yol açmaz. Bundan farklı olarak

patolojik miyoplukta ise görme kusuru ilerler, ayrıca ağtabakada bazı bozukluklar ortaya çıkar. Miyopluğun türü ve uygun

düzeltici camlar tek muayenede saptanamayabilir. Dikkatli ve düzenli muayenelerle hastalığın gidişi izlenerek kesin tanı

konur ve uygun tedavi sağlanır.

MERCEK TİPLERİ

Görme bozukluklarının düzeltilmesinde çeşitli mercek tipleri kullanılır:

Miyop bir gözün ön-arka çapı normalden uzun olduğundan, göz merceği belirli bir uzaklığın ötesindeki nesneleri ağ

tabakada odaklayamaz.

Hipermetroplarda ise gözün ön-arka çapı normalden kısadır. Göz merceği yakındaki nesnelerin görüntülerini ağtabakanın

üzerine düşürecek kadar eğriliğini değiştiremez. Böylece, görüntü ağ tabakanın arkasında oluşur. Yakınsak mercekle, kırılma

derecesi artan ışınların toplanacağı odak uzaklığı kısalır ve görüntü ağ tabakanın üzerine düşer. Saydam tabaka eğriliğinin

düzensizliğine bağlı bir görme kusuru olan astigmatlığın düzeltilmesinde silindirik mercekler kullanılır.

Astigmatlıkta, saydam tabaka üzerinde birbirini dik olarak kestiği varsayılan iki eksenin eğriliği birbirinden farklıdır. Böylelikle

paralel iki ışık demeti, merceğin odağında bir nokta değil, çizgi oluşturur. Bu ise görüntünün bozulmasına yol açar. Silindirik

mercekler bu iki eksende eğrilik farkını, her eksen için farklı güçte kırarak ortadan kaldırır.

Bazı durumlarda, merceklerin güneş gözlüğü işlevi de görerek göze gelen ışınları süzmesi istenir. Bu amaca uygun çeşitli

renkli mercekler vardır. Bunlar, ışık tayfının bütün dalga boylarını belirli ölçüde emerek ışık şiddetini azaltabilir. Tayftaki ışınların

bir bölümünü geçirmeyen renkli mercekler de vardır. Bazı mercekler ise morötesi ışınları emer. Kayakçılar, morötesi ışınların

zararlı etkisini önlemek için bu mercekleri kullanırlar.

NİSTAGMUS

Gözlerin istem dışı, ritmik hareketleri. Normal olabilir. Örneğin, trende giden birisi, telefon direklerini seyrederken veya merkezden

çevreye hatlarla boyanmış bir daire döndürüldüğünde buna bakarken olur. Bu durumlarda, gözler cismi izler ve hızla geri dönüp

tekrar izler. Bedenin kendi ekseni etrafında döndürülmesi ve dış kulak yolunun soğuk su veya sıcak su ile yıkanması da normal

nistagmus nedenleri arasındadır. Hastalık belirtisi olan nistagmus iki türdür: Pandüler yani saat sarkacı gibi, aynı hızda gidip

gelici ve ritmik nistagmus ki, bir yöne yavaş, aksi yöne hızlı hareket edicidirler. Pandüler nistagmus, doğuştan mevcut olan bir

hastalık olabilir. Bazen görme bozukluğu ile olur. Diğer bütün nistagmuslar ritmiktir. Meniere hastalığında, alkol, barbitürat

zehirlenmesinde, beyincik hastalıklarında çok rastlanan önemli bir bulgudur.

OFTALMİK HERPES ZOSTER

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
Varisella zosterin kafa sinirlerini (trigeminal sinirin oftalmik bölümünü) etkilemesi ile meydana gelir.

Belirtileri:
• Döküntü (zona benzeri döküntü göz çevresinde oluşur, orta hattı geçmez)
• Baş ağrısı (ağrı ve sızı döküntüden önce)
• Kırmızı göz
• Bulanık görme
• Halsizlik
• Kornea ödemi
• Yüz siniri felçi olabilir
• Göz çevresinde karıncalanma, uyuşukluk

Tedavi:
Göz kliniğinde pansumanları yapılmalı, herhangi bir yerdeki zona'da göz tutulabilir.

Acyclovir: Döküntünün azaltılması için steroidli damlalar ile uzun süre tedavi.

OPTİK NEVRİT

Optik sinir çevresindeki miyelin adlı koruyucu maddeden oluşan ve görmeyi olumsuz yönde etkileyen iltihap, çürüme veya yıkım

OPTİK SİNİR VE GÖRME YOLLARI HASTALIKLARI

Görmede azalma ve görme alanında daralma seklinde belirtilerle kendini belli eder. Bu gibi durumlarda optik sinir ve görme

yolları hasarına yol açan etken faktörlerin belirlenmesi ve onlara yönelik tıbbi veya cerrahi tedavi uygulanması esastır. Gerektiğinde

beyin cerrahisi ve noroloji bölümleriyle işbirligi yapılmalıdır.

REFRAKSİYON KUSURLARI

Odaklanan ışığın görmemizi sağlayan retina tabakasının önüne veya arkasına düşmesi sırasıyla miyopi ve hipermetropi olarak

adlandırılan görme kusurlarına yol acar. Kornea adını verdiğimiz saydam tabakanın dikey ve yatay ekseni arasındaki kırma

dereceleri arasında bir fark varsa bu durum da astigmatizma adı verilen kırma kusuruna sebep olur. Miyopinin düzeltilmesinde

gözlük, kontakt lens ve refraktif cerrahi yöntemler (radyal keratotomi, excimer laser, LASIK) uygulanabilir. Hipermetropinin

düzeltilmesinde gözlük, kontakt lens ve refraktif cerrahi yöntemler (Termokeratoplasti, excimer laser vb) kullanılabilir.

Astigmastizmanın düzeltilmesinde gözlük, torik yumsak kontakt lensler, gaz geçirgen kontakt lensler, ve refraktif cerrahi yöntemler

kullanılabilir.

RETİNA VE VİTREUS HASTALIKLARI

Retina görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücreleri (kon ve rodlar) ile sinir liflerini içeren bir tabakadır. Retina hastalıkları görmede

ciddi ve kalıcı bozukluklar yapabilir.

En fazla görülen retina hastalıkları:

• Şeker hastalığına bağlı bozukluklar
• Retina dekolmanı
• Retina içi ve altı kanamalar
• Retina altında sıvı birikmesi
• Retinanın damarsal hastalıkları
• Doğumsal ve herediter hastalıklar
• Yasa bağlı makula hastalıkları (YBMD)
• Retina tümorleridir

Tedavi Yöntemleri: Bozukluğun tipine göre, tıbbi tedavi, lazer tedavisi ve cerrahi tedavi şeklindedir.

RETİNA DEKOLMANI

Retina dekolmanı, her yıl 10.000 de 1 kişide gözlenen, görmeyi ciddi şekilde tehdit eden bir göz problemidir. Orta yaş ve üzerinde

daha sık olmak üzere her yaşta ortaya çıkabilir. Acil olarak tedavi edilmezse, kısmı veya tam görme kaybına neden olabilir.

Retina, göz içi duvarını tümüyle kaplayan ince, saydam bir dokudur. Görmeyle ilgili hücre ve sinir liflerini içerir. Göz küresinin

iç boşluğunu ve vitreus denilen yumurta akı kıvamında bir yapı doldurur. Vitreus retinaya normalde çepeçevre yapışıktır. Kornea,

lens ve vitreustan geçen görüntü, görme siniri yoluyla beyine gönderilir. Retina sinir tabakası, altındaki pigment tabakasına yapışıktır.

RETİNA DEKOLMANI SEBEP VE BELİRTİLERİ

Retina dekolmanı, retina sinir tabakasının altındaki pigment epiteli tabakasından ayrılmasıdır. Çoğunlukla retinada oluşan

yırtık veya delikler yüzünden, bu iki tabakanın arasına sıvı sızmasıyla gelişir. Ensik, gözün uzamasına bağlı olan yüksek

miyopilerde gözlenir. Retina tabakası gözün ön-arka çapı arttıkça gerilir ve üzerindeki gerilme alanı incelmeye ve bozulmaya

başlar. Bazı ailesel veya dejeneratif hastalıklarda ve bazı enfeksiyonlarda da retina çevresinde yer yer incelme ve bozulmalar

oluşabilir. Bu arada aynı sebeplerle vitreus dokusu da bozulmaya başlar, jel kıvamı değişir ve yavaş yavaş retinadan ayrılır.

Bu ayrılmaya vitreus dekolmanı denir. Vitreus dekolmanı retinası sağlam olan kişilerde çoğunlukla problemsiz olarak sonuçlanır.

Bu arada büzülen ve yer yer opaklaşan vitreus dokusu gözün içinde görme aksından geçtikçe, kişi tarafından gözün

uçuşan 'sinek' veya 'bir sis perdesi' olarak algılanır. Gökyüzüne, açık renkli bir duvara veya kağıda bakarken ya da su

altında yüzerken daha detaylı olarak görülen bu durum, görmeyi azaltmaz. Retina çevresinde yırtık yoksa tehlikeli

değildir ve önlem almak gerekmez.

Retina çevresindeki incelmiş, bozulmuş sahaların varlığında, büzülen vitreus retinadan ayrılırken, retinada çekintiler

oluşur. Bu çekintiler nadiren sağlıklı retinaya sahip kişilerde de gelişebilir. Retinada çekintiler hasta tarafından 'ışık

çakmaları, flash patlamaları gibi algılanır. bu ışık çakmaları bazen kısa süreli olabilir, bazende günlerce sürebilir.

Bazı hastalarda ise hiç hissedilmeyebilir.

Vitreusun büzülmesi sonucu retina tabakasında oluşan bu çekintiler, incelmiş ve yapısı bozulmuş olan retina

çeperindeki sahalarda yırtılmalara ve delinmelere sebep olabilir. Yırtılan retina tabakasından bir damar geçiyorsa,

bazen bu damar da koparak göz içinde bir miktar kanamaya sebep olabilir. Bu durum hasta tarafından

'kurum yağıyormuş' gibi algılanır. Retinada yırtık veya delik oluşmuşsa, vitreus içindeki sıvı bu yırtıkların içinden

geçerek, retina sinir tabakasını altında yapışmış olduğu pigment tabakasından yırır. Bu durum retina dekolmanı

olarak adlandırılır. Dekole olan (altındaki dokudan ayrılan) retina bölgesinin görme fonksiyonu kalmaz ve

hasta tarafından o bölgenin tam aksinde 'bulanıklık, kara leke veya perde hissi' şeklinde görüntü kaybı

hissedilir. Retina dekolmanı bazen bir bölgede sınırlı kalabilir, ama çoğunlukla ilerleyicidir.

Makula (gözün görme merkezi) dekole olunca merkezi görme kaybolur. uzun süreli dekolmanlarda göz içi dengeler

bozulur ve göz küresi küçülmeye başlar. Göze gelen künt veya delici darbeler, ani dekolman sebebi olabilirler.

Diabet ve bazı dejeneratif hastalıklarda vitreusta retinayı çeken bantlar oluşarak traksiyona (çekinti) bağlı

dekolmanlar gelişebilir. Bunların yanında dekolman bazı enfeksiyon, tümörlerde ve özellikle hamilelikte

ortaya çıkan tansiyon krizlerinde, gözde hiç yırtık olmadan da gelişebilir.

Bu durumlarda tedavi sebebe yöneliktir.

RETİNA DEKOLMANI TEŞHİS

Retina çevresindeki ince bozulmuş olan sahaları, buralardaki delik, yırtıkları ve dekole bölgeleri tesbit

etmek için göz bebekleri damlalar ile genişletir. Göz hekimi çeşitli mercekler kullanarak muayene mikroskobuyla

gözün içini çepeçevre inceler. Bunun sonucunda göz içindeki yırtık veya dekolmanı tesbit edilmiş olur. Gerekirse

göz ultrasonografisi yapılır.

RETİNA DEKOLMANI TEDAVİ

Yırtık veya delikler, retinada dekolman gelişmemişse argon laserle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı

ince ve yapısı bozulmuş sahalar laser ile kontrol altına alınabilir.

Argon laserle yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Bir damla ile göz uyuşturulur. Daha sonra mercekler

yardımıyla hasta oturur durumdayken, muayene mikroskobuyla yırtık, delik ve dejenere sahaların etrafı 2-3 sıra laser

ile çepeçevre kapatılır. Argon laser uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak, retina sinir tabakasını altındaki pigment

tabakasına yapıştırır ve böylece içinden sıvı sızması önlenir. Laser tedavisi o an problemli olan bölge için yapılmış olur.

Günün birinde aynı gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine göz içi dekolman tehlikesiyle karşılaşabilir.

Bu yüzden retinasında problem çıkmış hastalar sık sık dibi muayenesinden geçirilirler. retina dekolmanı gelişen

hastalarda tek tedavi cerrahidir.

Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterebilirsi de, yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır.

Dekolmanlı gözlerde cerrahi genel aneztezi altında yapılır. Önce yırtıklar dondurularak kapatılır, çekintileri

azaltmak için gözün durumuna göre, yırtık bölgesine veya gözün etrafına çepeçevre slikon bant konarak yırtık

bölgesinde çökertme oluşturulur. Dekolman bölgesindeki sıvı dışarı alınarak dekolmanın yatışması hızlandırılır.

Bu durumlarda, gözün içine genleşen gaz konulur ve dekolman yatıştıktan sonra yırtık çevresi lserle kapatılabilir.

Dev yırtıklı dekolmanlarda ve vitrenin yapı değiştirip retinayı bantlarla çektiği durumlarda,

(diabet, travma, enfeksiyon, vb.) vitrektomi denilen özel bir ameliyat tekniğiyle tüm vitreus göz içinden

temizlenerek retinanın çekilmesi veya gerilmesi önlenir.

Dekolmanın tam düzelmediği hastalarda ikinci, üçüncü müdahaleler gerekebilir.

RETİNA DEKOLMANI TAKİP

Ameliyatın başarısı; dekolman süresi, sahanın genişliği, yeri, yırtıkların sayısı ve durumuyla ilişkilidir.

Kurak olarak, gözün görme merkezi denilen maküla ameliyat öncesinde dekole olmamışsa, yani görme

kaybı olmamışsa ameliyatın başarı şansı yüksektir. Makülanın uzun süreli dekole olduğu, santral görmenin

kaybolduğu olgularda ise ameliyatın sağladığı başarı görmeyi arzu edilen seviyelere çıkaramayabilir.

Dekole olmuş retinanın hücre seviyesinde iyileşmesi uzun sürebildiği için, görme rehabilitasyonu zaman alabilir.

SKLERİT

Tanımı:
Skleranın reaksiyonel iltihabı.

Belirtileri:

• Bulanık görme
• Şiddetli ve derin göz ağrısı
• Baş ağrısı
• Fotofobi
• Kırmızı göz
• Derin skleral damarların (bir pamuk çubukla sürtünce hareket ettirilmeyen büyük damarlar) enflamasyonu
• Derin kızarıklık
• İncelmeye bağlı olarak sklera mavimsi görünerek alttaki koroid görünür hale gelir
• Ön kamarada bulanıklık ve hücre
• Kornea ödemi
• Proptosis
• Zayıf kırmızı refle

Tedavi:
Sistemik steroidlerle tedavi için derhal bir göz kliniğine sevk edilmelidir.

ŞALAZYON

Tanımı:
Göz kapağında kist.

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
Göz kapağındaki meibomian bezinin kronik enfeksiyonu.

Belirtileri:
Göz kapağında ağrılı veya ağrısız şişlik

Tedavi:
Krem şeklinde antibiyotikler, bazen kendiliğinden kaybolur, bazılarının cerrahi olarak temizlenmesi gerekir.

ŞAŞILIK

Özellikle çocukluk döneminde şaşılığın mümkün olduğunca erken dönemde düzeltilmesi gereklidir;

aksi takdirde göz tembelliği (ambliyopi) gelişebilir.

Gözlerden birinin veya her ikisinin orta hattın dışına (içe-dışa-yukarı-aşağı) doğru kayık olmasına

sasılık denir. Hastanın yasına, görme düzeyine ve şaşılığının tipine göre uygulanacak tedavi farklılıklar

gösterir. Kabaca tedavi yöntemleri: Gözlük ve kapama tedavisi, prizmatik camlar, botilinum toksini

uygulaması ve cerrahi tedavi olarak sıralanabilir.

ŞEKER HASTALIĞI VE RETİNA TEDAVİSİNDE YENİLİKLER

Laser tedavisi, özel cerrahi gazların göz ameliyatlarında kullanıma sunulması, göz içi ağır sıvı (vitreon)

ve silikon uygulaması retina cerrahisinde başarı oranını yükseltmiş ve yeni bir çığır açmıştır.

UVEİT VE BEHÇET

Gözde kızarıklık, ağrı ve görme azalması tarzında bulgular vardır. Etken faktöre yönelik tedavi uygulanmalıdır.

Topikal göz damlaları, sistemik tedavi ve bazı olgularda lazer tedavisi uygulanabilir. Ağır olgular

hastanede yatırılarak tedavi uygulanmalıdır ve cerrahi tedavi gerekebilir.

VİTREUS KANAMASI

Nedenleri, görülme sıklığı, risk faktörleri:
• Diyabetik retinopati (genellikle diyabeti olduğu bilinen)
• Arka vitre dekolmanı
• Retina yırtığı
• Retina dekolmanı daha önceden geçirilmiş ven tıkanıklığı
• Makula dejenerasyonu

Belirtileri:
Uçuşan sineklerin ve bazen şimşek çakmasının görülmesiyle birlikte ani ağrısız görme kaybı. Kırmızı

reflenin kaybı, şiddetliyse oftalmoskopi ile fundus iyi görülmeyebilir, hafif vitreus kanaması sadece alt

retinadaki ayrıntıları maskeleyebilir.

Tedavi:
Derhal bir göz kliniğine sevki tavsiye edilir. Arka kutbun ultrasonografisi tedavi edilebilen nedenleri ortaya çıkabilir.